SDL TRADOS NEDİR?

SDL Trados, çeviri profesyonelleri için hazırlanmış dünyanın en popüler Bilgisayar Destekli Çeviri (CAT) aracıdır. Bir bilgisayar yazılım ortamı olan CAT ortamı kendi kendine çeviri yapan bir ortam değildir. Bu ortamda bir çevirmen, çeviri sürecini destekleyen ve kolaylaştıran bir bilgisayar yazılımı kullanarak kaynak metinlerin çevirisini yapar.

İLETİŞİM BİLGİLERİ
  • Adres: Çağlayan, Vatan Cad. No: 4/1
    İstanbul Ticaret Merkezi Kat: 3
    34403 Kağıthane / İstanbul
  • Telefon: 444 5 738
  • ePosta: info@set-soft.com
Yapılan yeni bir araştırmaya göre zaman algımız, konuştuğumuz dile göre farklılık gösteriyor.
Üstelik eğer birden fazla dil biliyorsanız, o anda konuşulan dile göre zamanı daha farklı algılıyorsunuz.

Türkçede genel olarak daha yavaş geçen bir gün için “uzun” gün tabirini kullanırız. Yunancada ise genellikle yavaş
geçen bir gün için “dolu” gün tabiri kullanılır. Yani farklı dillerde zamanın yavaş geçmesini tanımlama biçimleri
değişiklik gösterebilir. İşte bütün bu tanımlamalar, insanların zamanı algılama biçimlerini de değiştiriyor olabilir.

Journal of Experimental Psychology‘de yayımlanan yeni bir çalışmada bilim insanları, konuşulan dillerdeki süre
tanımlamalarına göre zaman algısının nasıl değiştiğini ve iki dil bilmenin beyni yeni yollarla düşünmeye nasıl
sevk ettiğini gösterdiler.

Araştırmacılara göre, konuştuğumuz dil algımızı değiştiriyor ve zamanı dile özel şekilde tecrübe etmemizi sağlıyor.
Çalışma kapsamında yapılan deneylerden birisinde, yavaşça büyüyen bir çizginin olduğu animasyonlar yarısı İspanyolca
yarısı İsveççe konuşan 80 bireye gösterildi. Bütün animasyonlar 3 saniye sürüyordu fakat animasyonlardaki çizgiler
aynı sürede farklı uzunluklara geliyordu. Araştırmacılar, İsveç dilini konuşan bireylerin zamanı tanımlama biçimleri
mesafe temelli olduğu için bu animasyonlarda geçen zamanı doğru tahmin edemeyeceklerini öngörüyorlardı.
Haklı da çıktılar. Fakat İspanyolcada zaman mesafe temelli değil hacim temelli tanımlanıyor. Örneğin “kısa bir mola”
ifadesi yerine, İspanyolcada “küçük bir mola” ifadesi kullanılıyor.

Dolayısıyla bu bireyler, aynı 3 saniyenin geçişini izledikleri animasyondaki çizgi ne kadar büyürse büyüsün daha iyi
fark edebiliyorlar. İsveççe konuşan bireyler zaman tanımını uzunluk temelli yaptıkları için, İspanyolca konuşanların
aksine, çizginin uzunluğu ile zamanı bağdaştırıyorlar. Bu sebeple, izlenen animasyonlarda doğru zaman tahmini
gerçekleştiremiyorlar.

Fakat İspanyolca konuşan bireyleri kandırmak bu kadar kolay değil. Çünkü İspanyolca konuşan bireylerin zaman
tanımları farklı olduğu için, çizgi ne kadar çok büyürse büyüsün aynı zaman aralığında bu büyümenin gerçekleştiğini
kolaylıkla fark edebiliyorlar. Yapılan diğer deneyde ise bilim insanları katılımcılara yavaşça dolan bir testinin
animasyonlarını gösterdiler. Bu animasyonda da aynı süre aralığında değişik testiler farklı oranlarda doldu. Yapılan
ikinci deneyde, tahmin edebileceğiniz gibi, İspanyolca konuşan bireyler geçen zamanı algılamakta zorlandılar.
İlginç bir şekilde, konuşma belirli bir dilde yapılmaya başlandığında, katılımcılar zamanı değerlendirmede çok daha
iyiydiler, sanki ne kadar zaman geçtiğinin yüksek sesle sorulması, beyinde bir şeyleri tetikliyordu.

Bilim insanları daha iyi bir çıkarım yapmak amacıyla bu sefer hem İspanyolca hem İsveççe konuşan 74 katılımcıya aynı
animasyonları gösterdiler. Son deneyin de sonuçları aynıydı. Eğer İsveççe sunulursa, katılımcılar çizgi animasyonda
zamanı doğru tahmin edemiyorlardı. Aynı şekilde eğer İspanyolca sunulursa, katılımcılar testinin dolduğu animasyondaki
zamanı doğru tahmin edemiyorlardı.

Peki bunun sebebi ne olabilir? Araştırmacılara göre eğer zamanı uzunlukla bağdaştıran bir dil ile büyüdüyseniz, yani
örneğin tanım olarak “uzun bir gün” gibi tabirler kullanıyorsanız, uzun bir çizginin çekilmesi için daha çok zaman
geçmesi gerektiğini düşünüyorsunuz. Yeni bir dil öğrendiğinizde ise, aslında zamanın farklı bir yorumunu da öğreniyoruz.
Birden fazla dil konuşurken, beynimizin belirli bölgelerini de güncellemiş ve yeni algılar eklemiş oluyoruz.
Dolayısıyla, bu örnek açısından düşündüğümüzde, zamanı iki farklı biçimde algılayabiliyoruz.

-İlgili Makale: The Whorfian Time Warp: Representing Duration Through the Language Hourglass,
Journal of Experimental Psychology, doi:10.1037/xge0000314
-Kaynak: Language shapes how the brain perceives time, Lancaster University,
Retrieved from http://www.lancaster.ac.uk/news/articles/2017/language-shapes-how-the-brain-perceives-time/

Bu yazının kaynağı: bilimfili.com: Konuşulan dil zaman algısını degiştiriyor. (Yusuf Can Durakcan)